T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Gümüşhane İl Sağlık Müdürlüğü Gümüşhane Devlet Hastanesi
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Gümüşhane İl Sağlık Müdürlüğü Gümüşhane Devlet Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

Koronavirüs salgınında ruh sağlığınıza dikkat edin

Güncelleme Tarihi: 23/03/2020

Gümüşhane Devlet Hastanesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yavuz Yılmaz, salgın hastalıkların insanlar ve topluluklar için stresli olabileceğini belirterek bu süreçte dikkat edilmesi gereken durumları anlattı.

Enfeksiyonun bulaşıcı olması, yakın tehdit oluşturması, görünmez olması, bulaşıcı hastalığın etki alanını giderek genişletmesi gibi nedenlerin hem toplum için hem sağlık çalışanları için korkutucu etkileri olabileceğine değinen Yılmaz, “Belirsizliğe tahammülsüzlük dediğimiz kaygı nedeni olan bir durum var ve bu durumu yaşayan insanlarda kaygı belirtileri daha fazla gözlenmekte. Birçok insan bu kaygıyı yaşamakta ancak kaygıya yatkın olanlarda, kaygı düzeyi fazla olanlarda ve zedelenebilir olanlarda etkilenme daha fazla olmakta. Bu salgının korkutucu olma nedenleri arasında başta belirsiz bir durumun olması, hastalıkla ilgili bilinenlerin çok az olması, hızlı yayılması ve korkutucu boyutlara ulaşması sayılabilir” dedi.

Önceden ruh sağlığı sorunları olanların, çocukların, doktorların, diğer sağlık hizmeti verenler ve ilk müdahale ekibi, koronavirüsle ilgili destek görevlileri gibi grupların krizin oluşturduğu stresten daha fazla etkilenebileceği ve stresli durumlara insanların farklı tepki gösterebileceğine dikkati çeken Yılmaz, “Kişilerin göstermiş olduğu tepki kişisel özelliklerine ve deneyimlerine bağlı olabilir. Benzer şekilde, insanlar içinde yaşadıkları topluluğun sosyal ve ekonomik koşullarından etkilenir. Acil durumlara verilen duygusal tepki yakın çevresinde ulaşabilen yerel kaynaklara da bağlı olabilir. Medyada salgınla ilgili görüntüleri ve haberleri tekrar tekrar izlemek de hissedilen sıkıntının artmasına neden olabilir” diye konuştu.

Yılmaz, bulaşıcı hastalık salgını sırasında şu tepkiler görülebileceğini kaydetti: “Kendi sağlık durumunuz ve koronavirüse maruz kalmış olabilecek sevdiklerinizle ilgili korku ve endişe. Uyku ya da yeme düzeninde değişiklikler. Uyumakta ya da konsantre olmakta zorluk. Kronik sağlık sorunlarının kötüleşmesi. Alkol, tütün ya da diğer ilaçların kullanımının artması.”

Kimlerin, ne zaman bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini anlatan Yılmaz, “Kaygının bedensel belirtileri diğer hastalıklarda da ortaya çıkan belirtilere benzeyebilir. Kalp hızında artma, ateş basması, nefes almakta zorluk gibi belirtiler gözlenebilir.
En kötü olanı düşünmemek, sağlıkla ilgili aşırı kaygı içerisinde olmamak gerekir. Eğer bunlarla başa çıkamıyorsak, çok ileri boyuttaysa, işlevselliğimizi çok etkiliyorsa, günlük hayatımızı sürdürmemizde ciddi bir zorluğa neden oluyorsa profesyonel destek almak gerekebilir. Önceden ruh sağlığı sorunları olan kişiler, acil bir durumda tedavilerini aynı şekilde sürdürmeli ve yeni belirtilerin gelişip gelişmediğini takip etmelidir. Aile, arkadaşlar ve çevredeki diğer kişilerle bağlantı kurmak ve ne zaman ve nasıl yardım arayacağını öğrenmek önemli” şeklinde konuştu.

Bu tür durumlarda dayanıklılığı artırmak için neler yapılabileceğini de aktaran Yılmaz, “Korona virüsle ilgili medya yayınlarına gereğinden fazla maruz kalmaktan kaçınmak gerekir. Bedenimize iyi bakmak, sağlıklı, dengeli yemekler yemeye çalışmak, düzenli egzersiz yapmak, alkol ve uyuşturuculardan kaçınmak gerekir. Günde en az 8 saat uyumak, en az 2 litre su tüketmek, 2 porsiyon meyve tüketmek ve bol proteinli beslenmek gerekir. Rahatlamak için zaman ayırmak ve yoğun duyguların geçeceğini kendinize hatırlatmak önemli. Haberleri izlemeye, okumaya ya da dinlemeye mola vermek, normal yaşamınıza dönmek için hoşlandığınız diğer bazı etkinlikleri yapmaya çalışmak gerekir. Diğer kişilerle bağlantı kurulmalı, endişeleriniz ve nasıl hissettiğiniz konusunda bir arkadaşınız ya da aile üyelerinizle konuşulmalı, sağlıklı ilişkiler sürdürülmeli. Umut duygusunu korumak ve olumlu düşünmeyi sürdürmek gerekir.
Hastalık hakkındaki güncel bilgileri ve riski başkaları ile paylaşmak gerekir” şeklinde konuştu.

Karantina ve sosyal mesafelenme tanımını da veren Yılmaz, “Karantina, bulaşıcı bir hastalığa maruz kalan kişileri, hasta olup olmadıklarını görmek için diğerlerinden ayırır ve hareketlerini kısıtlar. Sosyal mesafelenme, insanların buluştuğu ya da toplandığı yerlerden uzak durmak, yerel toplu taşıma araçlarından (örneğin otobüs, metro, taksi, birlikte binilen araba) kaçınmak ve diğerlerinden uzaklığı korumak (yaklaşık 2 metre) anlamına gelir. Burada önemli olan temasla ilgili mesafe koymak. İnsanlarla kuracağımız ilişki ağını sürdürmek ve insanlara destek olma halimizi sürdürmek önemli. Yalnızlaşma ve sosyal izolasyon doğru değil. Halk sağlığı sorunları herkes için zorlayıcı durumlardır. Yetişkinler kadar çocuklar da korku, endişe ve pek çok olumsuz duygu yaşayacaktır. Yetişkinler olarak yapabileceğimiz en iyi şey onları dinlemek ve destekleyici, tutarlı ve dürüst bir tutum takınmaktır” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında çocukların strese aynı şekilde tepki vermeyeceğini, çocuklarda takip edilmesi gereken sık görülen değişiklikleri aktaran Yılmaz, “Aşırı ağlama ve sinirlilik
Büyüyerek geride bıraktıkları davranışlara dönme (örneğin gece idrar kaçırma gibi tuvaletini kontrol etmeyle ilgili sorunlar). Aşırı endişe ya da üzüntü. Sağlıksız yeme ya da uyku alışkanlıkları. Kolay sinirlenme ve ani öfke krizleri gibi davranışlar. Okul performansının kötüleşmesi ya da okuldan kaçınma. Dikkat ve konsantrasyon zorluğu. Geçmişte hoşlanılan etkinliklerden kaçınma. Açıklanamayan baş ağrısı ya da vücut ağrıları” dedi.

Çocukları desteklemek için yapılabilecek birçok şey olduğunu dile getiren Yılmaz, şunları söyledi: “Çocuğunuzla koronavirüs salgını hakkında konuşmak için zaman ayırın. Çocuğunuzun anlayabileceği şekilde koronavirüs hakkındaki soruları yanıtlayın ve gerçekleri paylaşın. Çocuğunuza güvende olduğu konusunda güvence verin. Üzgün ve sıkıntılı hissetmeleri halinde, bunda yanlışlık olmadığını belirtin. Sizden nasıl başa çıkacaklarını öğrenebilmeleri için kendi stresinizle nasıl başa çıktığınızı onlarla paylaşın. Çocuğunuzun olayla ilgili yayınlara maruz kalmasını sınırlayın. Çocuklar duyduklarını yanlış yorumlayabilir ve anlamadıkları bir şeyden korkabilirler. Çocuğunuzun bir sağlamlık duygusuna sahip olmasına yardımcı olun. Okula ya da yuvaya dönmek güvenli olduğunda, olağan etkinliklerine dönmelerine yardımcı olun. Bir rol modeli olun; molalar verin, bolca uyuyun, egzersiz yapın ve iyi besleyin. Arkadaşlarınız ve ailenizle bağlarınızı sürdürün ve sosyal destek sisteminize güvenin. Son olarak; doğru şekilde bilgi edinmek çok önemli. Korkunun doğrulanma ihtiyacı gibi bir tarafı var: ne olduğunu öğrenmek, hangi aşamada olduğumuzu bilmek bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor ve bu noktada kitle iletişim araçları ve sosyal medya kullanımı artıyor. Bunun sonucu olarak bir bilgi kirliliği oluşuyor, daha kurgusal, daha spekülatif, olumsuz bilgiler içeren, tehdit içeren bilgilendirme bombardımanına maruz kalabiliyoruz. Bu bilgi kirliliğinin önüne geçmek için yapılaması gereken çok fazla kaynaktan bilgi almak yerine Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipler Birliği ya da ilgili uzmanlık branşlarının derneklerinin yapmış olduğu açıklamaları dikkate almak, bilimsel görüşlere itibar etmektir.”